Karaciğer hastalıkları belirtileri

Karaciğerin Görevi Nedir?

Karın boşluğunun sağ üst tarafında yer edinen karaciğer, vücutta bulunan en büyük organdır. Karaciğer, bununla beraber bir ifraz bezidir. Hem genişleyebilen hem de kendini yenileme özelliği bulunan karaciğer birçok mühim yaşamsal fonksiyonu üstlenir. Oldukça mühim bir organ olan karaciğerin başlıca görevleri şöyle sıralanabilir.

Protein sentezlemek

Yağları sentezlemek ve depolamak

Karbonhidrat depolamak ve salmak

Safra yapmak

Üre yapmak

Bazı deva ve maddeleri vücuttan uzaklaştırmak

Pıhtılaşma faktörlerini sentezlemek

Karaciğer Hastalıklarının Belirtileri

Hastalığın türüne ve şiddetine gore vücutta görülen emareler değişse de sıkça görülen belirtiler şu şekildedir:

Sarılık

Karın ağrısı ve şişliği

Ayak bilekleri ve bacaklarda ödem

Kaşıntı

Koyu renkte idrar

Soluk renkte dışkı

İshal ve hazımsızlık

Dışkıda kan

Kronik yorgunluk

Mide bulantısı

Kusma

Ateş

İştah kaybı ve hızlı kilogram kaybı

Çürük ve morarma

Uyku bozuklukları

Karaciğer Hastalıklarının Çeşitleri

Hepatit

Hepatit, karaciğer rahatsızlıkları içinde en sık rastlanan rahatsızlıklarından biridir. Karaciğer iltihabı olarak da malum hepatitin A, B, C, D ve E olmak üzere beş değişik türü bulunur. Kan, cinsel münasebet ve kirlenmiş sulardan bulaşabilen hepatit türlerinin görülme sıklıkları fark eder ve her Hepatit türü için aşı bulunmaz.Halk içinde sarılık olarak adlandırılan Hepatit A, bir çok vakit belirti göstermeden gelişen bir hastalıktır. Enfekte olmuş kişilerin dışkısına münasebet ile bulaşan Hepatit A’nın aşısı 18 ay ve 2 yaş dönemindeki ufaklıklara rutin aşı takvimi içinde yapılmaktadır. Yapılan bu aşıyla, şahıs yaşam boyu Hepatit A hastalığından korunmuş olur.Hepatit B de çocuk aşı takviminde bulunan bir öteki Hepatit türüdür. Kan ve eşeysel yolla bulaşan Hepatit B virüsüne yakalananların hemen hemen tamamının kendiliğinden iyileştiği söylenebilir. Ancak, ender de olsa, birtakım durumlarda hastaların hastanede tedavi edilmesi gerekebilir. Bunun nedeni de tedavi edilmeyen Hepatit B’nin karaciğer sirozu ve karaciğer kanseri şeklinde başka karaciğer hastalıklarını tetikleme ihtimalidir.Diğer virüslerle aynı biçimde bulaşabilen Hepatit C’nin ise aşısı bulunmamaktadır. Büyük oranda kronikleşen bu hastalığın ne olursa olsun tedavi edilmesi icap eder. Bunun nedeni de Hepatit B’de olduğu benzer biçimde, tedavi edilmeyen Hepatit C hastalığının kanser ve sirozu tetikleme ihtimalidir.Aşısı olmayan diğer Hepatit türleri ise D ve E’dir. Hepatit D nadir olarak görülürken, Hepatit E virüsüne sağlıklı içme sularının kifayetsiz olduğu ülkelerde sıkça rastlanmaktadır. 

Karaciğer Yağlanması

Karaciğer hücrelerinde normalden daha çok yağ birikmesi karaciğer yağlanması olarak adlandırılır. Karaciğerin ağırlığının minimum %5’inin yağdan oluşması kararı ortaya çıkan bu hastalık, alkol tüketen kişilerde daha yaygın olarak görülür. Ancak, hastalık, azca alkol tüketen yada asla tüketmeyen kişilerde de görülebilir.

Alkole Bağlı Olmayan Karaciğer Yağlanması

Alkolü az kullanan yahut asla kullanmayan kişilerdeki karaciğer yağlanması tıpta NAYKH (Non-Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı) olarak tanımlanır. Erişkinlerde görülme payı %30 olan bu hastalığın karaciğerde iltihaba neden olması ise NASH (Non-Alkolik SteatoHepatit) olarak adlandırılır. Şişmanlık, Tip 2 diyabet, insülin direnci, yüksek kalorili diyet, doymuş yağ tüketimi, hareketsiz (sedanter) yaşam ve hazır gıdalarla beslenme şeklinde faktörlerin sebep olabileceği NASH, genellikle belirti göstermeden ilerleyen bir hastalıktır. Zamanında müdahale edilmezse hem siroza aynı zamanda karaciğer kanserine niçin olabilecek bu rahatsızlığın tanısı için AST ve ALT değerlerine bakılması ve ultrasonla karaciğerde yağlanma olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.Egzersiz, düzenli ve sıhhatli beslenme ve ülkü kiloya erişme karaciğer yağlanmasının tedavisinde karşımıza çıkan önemli faktörlerdir. Hastanın sağlığına dikkat etmemesi durumunda hem karaciğerde bununla birlikte vücudun değişik bölgelerinde kanser oluşumu görülebilir. Böbrek hastalıklarını da tetikleyen NASH, kalp krizi ve beyin felcine de sebebiyet verebilir.

Alkole Bağlı Karaciğer Yağlanması

Karaciğer yağlanmasının nedenlerinden biri de fazla alkol tüketimidir. Obezite ve doymuş yağlı gıdalarla beslenme de karaciğer yağlanmasını tetikleyen faktörler arasında yer alır. Altta yatan başka bir hastalık, genetik faktörler, cinsiyet ve yaş da alınan alkol miktarı mühim olmaksızın alkole bağlı karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Diğer pek oldukca karaciğer hastalığında olduğu benzer biçimde, alkole bağlı karaciğer yağlanması da çoğu zaman hiçbir alemet göstermeden ilerleyen bir rahatsızlıktır. Gerekli kan tahlilleri ve görüntüleme cihazlarıyla karaciğerin durumu değerlendirildikten sonra hastanın alkolü tamamen bırakması icap eder. Hastanın alkolü bırakmasını takip eden süreçte 4-6 hafta şeklinde bir müddette eski sağlığına kavuşması mümkündür. Uygun beslenme planı çıkarılması ve kullanılacak birtakım ilaçlarla bu rahatsızlığın önüne geçilebilir.

Siroz

Hepatit B, C ve D, alkole bağlı ve bağlı olmayan karaciğer yağlanmaları gibi hastalıklar karaciğerde hasara neden olur. Hücrelerde bozulmaların meydana gelmesi sonucunda da karaciğer birçok fonksiyonunu yerine getiremeyecek hale gelir. Bu süreç, aslına bakarsak siroz hastalığının ilk aşamasıdır ve çoğu zaman alemet göstermeden ilerler. Karaciğer hasarının artması durumunda, rahatsızlık daha da ilerler ve karaciğer sertleşip küçülür. Hastalığın son evrelerinde ise karaciğer yetmezliği görülme ihtimali fazlaca yüksektir. Bu yüzden, birtakım durumlarda siroz, karaciğer yetmezliği olarak da adlandırılır.Birçok hastada siroz olduğu genel kontroller sırasında ya da hastanın birtakım şikayetleri kararı yapılan testlerde ortaya menfaat. İlk aşamada belirtisiz seyreden sirozun ileriki evrelerdeki emareleri arasında halsizlik, kg kaybı, sarılık, kas kütlesinde azalma, karın şişliği, tırnak değişimleri, bacaklarda şişkinlik, kanlı kusma, kas krampları, adet düzensizliği, cinsel fonksiyon bozuklukları, siyah dışkılama benzer biçimde emareler yer alır.Uygun deva tedavisiyle sirozun tedavisi mümkündür. Tedavi sürecinde alkolün de tamamen bırakılması gerekir. Ancak, sirozun ilerlediği ve ilaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda uygulanabilecek tek tedavi yöntemi, karaciğer naklidir. Bu nedenle, öteki pek oldukca hastalıkta olduğu şeklinde, sirozun erken teşhis edilmesi de tehlikeli sonuç önem taşımaktadır.

Karaciğer Kanseri

Dünyada en sık görülen beşinci kanser türü olan karaciğer kanserinin erkeklerde hanımlara nazaran daha sık görüldüğü söylenebilir. Hepatit B, Hepatit C, siroz, fazla alkol tüketimi ve karaciğer yağlanması kanseri tetikleyebilecek başlıca unsurlar arasında yer alır. Aynı zamanda, sigara kullanımı, gayri muntazam beslenme, kullanılan bazı ilaçlar ve genetik yolla aktarılan karaciğer rahatsızlıkları da karaciğer kanserine niçin olabilir.Genellikle siroz hastalarında görülen karaciğer kanseri, öteki karaciğer hastalıkları gibi erken evrelerde alemet göstermez. MR, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve laparoskopi gibi yöntemlerle tanısı konulmuş olan karaciğer kanserinin farklı tedavi yöntemleri bulunur. Uygun tedavi planının belirlenebilmesi için ilk olarak kanserin karaciğerden mi yoksa öteki organlardan mı kaynaklandığı sorusuna cevap aranmalıdır.Karaciğer kanseri tedavisinde, cerrahi müdahale sıkça kullanılan bir yöntemdir. Ancak, bu durumun siroz hastası olmayan veya sirozun ancak ilk evrelerde olduğu hastalarda geçerli bulunduğunu unutmamakta fayda vardır. Bunun nedeni de sirozun ilerleyen evrelerinde karaciğer yetmezliğinin görülmesi ve bunun da ameliyat seçeneğini imkânsız hale getirmesidir. Kemoterapi ve radyoterapi de öteki kanser türlerinde olduğu şeklinde karaciğer kanserinde de kullanılan yaygın tedavi şekilleri arasında yer alır.Böbrek, meme, kolorektal, akciğer, cilt, over şeklinde kanser türleri de metastaz yaparak karaciğer kanserine sebep olabilir. Metastatik karaciğer kanserleri, siroz veya yağlanmadan ortaya çıkan kanserlere oranla 30 kat daha fazla görülür.

Karaciğer Kistleri

Karaciğerde iyi huylu kistler oluşabilir. Bu kistlere niçin olan etmenler farklı olduğu şeklinde tedavi şekilleri de kistin türüne gore değişim gösterir.

Basit Kist

Genellikle 40 yaşından sonrasında görülen kolay kistler, adından da anlaşılacağı üzere çoğu durumda herhangi bir tehlike teşkil etmeyen kistlerdir. Doğuştan gelen yada geçirilen enfeksiyon kaynaklı hastalıklardan kalan kolay kistlerin boyutu 3 cm’in altındadır.  Sessiz seyreden ve büyümeyen kistler için herhangi bir tedavi uygulanmaz. Ancak, kistlerin sayısı fazlaysa, büyüyorsa ve içe kanama oluşturuyorsa, bu durumda, kistlerin içindeki sıvı boşaltılır ve bu kistler cerrahi müdahaleyle alınır.

Kist Hidatik

Halk arasında köpek kisti olarak da bilinen kist hidatik karaciğerde en sık görülen kist türüdür. Parazitten kaynaklı oluşan kist hidatik, hayvandan insana bulaşan bir kist türüdür. Özellikle köpeklerin dışkısında bulunan parazitin yumurtasının bulaştığı su ve gıdaların ağız kanalıyla alınması cevabında parazit bağırsaklardan kan yolu vasıtasıyla karaciğere yerleşebilir. Bu nedenle, içme suyunun temiz olduğu için güvenilir olunmalı ve yiyecekler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. Kist hidatik tedavisinde laparoskopi ile kist boşaltılabileceği gibi birtakım kistlerin ameliyatla alınması gerekebilir.

Hemanjiom

Kansere dönüşmeyen hemanjiom kisti kadınlarda daha sık görülen bir karaciğer kisti türüdür. Genellikle aynı boyutta kalan kistler gebelik ve doğum test ilaçları şeklinde faktörlerle büyüyebilir. Büyüyen ve boyutu 10 santimetre’i geçen kistlerin ameliyatla alınması gerekir. En sık rastlanan karaciğer kistlerinden kabul edilen hemanjiom kistleri çok fazla belirti göstermedikleri için MR gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebilir.

Karaciğer Hastalıklarında Beslenme

Karaciğer hastalığının çeşidi, sertliği ve hastanın durumu gibi faktörler, beslenme planının her hasta için farklı olmasını neredeyse zorunlu kılar. Ancak, sağlıklı bir beslenme planına uymak, düzenli egzersiz yapmak ve ülkü kiloya ulaşmak bütün karaciğer hastalıklarında dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan unsurlar içinde yer alır.Alkole bağlı karaciğer yağlanmasında yada alkol tüketiminden kaynaklanan siroz olaylarında, hastaların alkolü tamamen bırakması gerekir. Siroz hastalarında kas kaybı oldukça fazla olduğunda, beslenme planı da kas kaybının daha çok ilerlemesini önlemeye yönelik olmalıdır. Bu sebeple, hastaların protein kaynaklı besinler tüketmesi ve uzun süreler boyunca aç kalmamaya özen göstermesi icap eder. Siroz hastalarında birtakım vitamin değerlerinde düşüş görülebileceği için, bu hastaların hekim kontrolünde B12 ve folik asit şeklinde takviyeler alması gerekebilir.Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasında ise hastalar, mümkün olduğunca hazır besinlerden uzak durmalı, kan şekerini yükselten gıdalardan kaçınmalı, doymuş yağdan olası olduğunca uzak durmalı, tertipli egzersiz yapmalı ve ülkü kilosuna ulaşmalıdır.Karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği kabul edilen bazı bitkisel ürünler yahut ilaçların karaciğere daha çok hasar verdiği gözlemlenmiştir. Bu nedenle, doktora danışmadan hiçbir deva yahut destekleyici tedavi ürünü kullanılmamalıdır.