Akciğer kanseri belirtileri, yaşam süresi ve tedavisi

AKCİĞER KANSERİ NEDİR?

En önemli rolü vücuda oksijen katılımı ve hayati faaliyetler sırasında oluşan karbondioksitin vücuttan atılmasını sağlamak olan akciğerlerdeki doku ve hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu akciğer kanseri doğar. Kontrolsüz çoğalan bu kitleler bulunduğu ortamda büyür ve etrafındaki dokulara yayılıp hasar verebilir. Akciğer kanseri minik hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve minik hücreli olmayan akciğer kanseri olmak suretiyle ikiye ayrılır.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri: Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin birçok tipi bulunmaktadır. Her bir tipin kanser hücrelerinin türü farkına varır. Her kanser hücresi değişik şekilde büyür ve değişik yollardan yayılır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin tipleri mikroskopla incelendiğinde kanser dokusundaki hücrelerin türüne ve hücrelerin görüntüsüne göre belirlenir. Küçük hücreli akciğer kanserleri, bütün akciğer kanserlerinin kabaca %15’ini içerir. Genellikle, sigara içen hastalarda görülür. Diğer akciğer kanseri türlerine göre lenfatik sistem ve kan yöntemiyle vücuda yayılımı daha hızlıdır.

Skuamoz hücreli karnisom: Balıksırtı gibi ince ve düzleşmiş gözüken skuamoz hücrelerden oluşur. Epidermoid karsinom da denir.

Adenokarsinom: Bez (salgısal) özellik gösteren hücrelerden oluşur.

Büyük hücreli karsinom: Mikroskopta bakıldığında, büyük ve anormal hücrelerin görüldüğü kanserdir.

Adenoskuamoz karsinom: Mikroskopta düzleşmiş gözüken hücrelerden başlamış olan ve hem de bez özellikleri yayınlayan kanserdir.

Pleomorfik, sarkomatoid, veya sarkomatöz karsinom: Mikroskopta kanser hücrelerinin değişik tipleri ile giden bir grup kanserdir.

Karsinoid tümör: Yavaş büyüyen, nöroendokrin (sinirsel ihtar kararı hormon salgılayan hücrelerden süregelen) kanserdir.

AKCİĞER KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Akciğer kanseri belirtileri yerleşim yerine bakılırsa değişiklik gösterebilir. Akciğerin üst bölümüne yerleşmiş olan bir kitle, birtakım sinirlere bası yaparak kolda ve omuzda ağrıya, ses kısıklığına, göz kapağı düşüklüğüne niçin olabilir. Bu emareler birçok hastalıkta görülebildiği için ihmal edilebilmektedir. Herhangi bir üst teneffüs yolu enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu, kas iskelet sistemi ağrısı bu şikayetlere yol açabilir. Bu belirtilerin süresi birkaç haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Akciğer kanserinin belirtilerinden bazıları şunlardır;

    • Sürekli soluk darlığı, hırıltılı teneffüs

    • Geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük

    • Kanlı balgam

    • İştah kaybı ve kilo verme

    • Göğüs ağrısı

    • Ses kısıklığı

    • Yutma güçlüğü

Akciğer kanserinin en genel belirtisi inatçı öksürüklerdir. Bunun dışında göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, omuz ve kol ağrısı, sırt ağrısı, yutma güçlüğü ve kanlı balgam gibi bulgular da akciğer kanseri belirtileridir. Öksürükle beraber gelen kanlı balgam, akciğer kanseri hastalarının dörtte birlik bir kısmında görülmektedir. Akciğer kanseri belirtilerinden baş ve kemik ağrısı, bitkinlik ve halsizlik de sıkça görülür.

Akciğer kanseri emareleri bazen oldukca sinsidir. Hastaların neredeyse dörtte birinde kanser, hiç bir alemet vermeden oluşmaktadır. Çoğu kişi akciğer kanseri bulunduğunu, başka bir rahatsızlık sebebiyle akciğer röntgeni çektirdiğinde öğrenmektedir. Bu nedenle rutin olarak yapılan kontrollerin akciğer kanserinin erken evrede belirlenmesinde dirimsel önemi bulunmaktadır. Akciğer kanseri erken evrelerde teşhis edilirse tedavisinde başarı şansı oldukça yüksektir. Günümüzde düşük doz spiral bilgisayarlı tomografi şeklinde görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler ile akciğer kanseri artık erken evrede saptanabilmektedir.

AKCİĞER KANSERİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

Akciğer kanserinin en büyük sebebi sigara olsa da sigara içmeyenlerde de akciğer kanserine rastlanabilmektedir. Tüm akciğer kanserleri vakalarına bakıldığında %15’lik dilimi hiç sigara içmemiş kişiler oluşturmaktadır. Sigara içilen ortamlarda bulunmak da akciğer kanseri inkişaf riskini artırmaktadır. Sigaradan uzak durarak 10 yıl için de akciğer kanseri riski yüzde 50 azaltılabilir. Sigara, pipo, puro ve nargile benzer biçimde mamüller, kanser sebebi olarak ispatlanmış en mühim risk faktörleridir. Sigaranın haricinde; genetik geçiş, asbest, radon gazı, hava kirliliği de akciğer kanseri nedenlerindendir. Verem gibi bazı akciğer hastalıkları, akciğerlere radyoterapi uygulanması riski artırabilmektedir. İçme sularında yüksek düzeyde arsenik maddesi olması da önemli bir nedendir. Kadınların da giderek daha fazla sigara tüketmesi ile son yıllarda akciğer kanserinde artış görülmektedir.

AKCİĞER KANSERİ TANISI NASIL KONULUR?

Akciğer kanseri tanısı için ilk önce röntgende belirlenen bir kitleye ulaşmak gerekir. Kişinin geçirdiği hastalıklar, tütün kullanma ( sigara, pipo, puro vs.) durumu, çevresel yada mesleki olarak maruz kaldığı maddeler ve öteki aile fertlerinde kanser olup olmadığı sorgulanır. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniliyorsa balgam tetkiki (balgam sitolojisi; akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan materyalin mikroskopta incelenmesi) da doktor tarafından istenebilir. Bu tetkik, akciğer kanserini saptamak için basit ve yararlı bir testtir. Doktorun kanserden emin olmak için akciğer dokusunu incelemesi gerekebilir. Bu araştırma, kanserin türünü (küçük hücreli olmayan veya minik hücreli) ve yayılma durumu (metastaz) veya kanser evresini belirlemek içindir. Daha sonrasında bilgisayarlı tomografi çekilerek kesime iyi mi ulaşılacağı belirlenir. İnce iğne biyopsisi veya bronkoskopiden kesime en uygun erişme yoluna karar verilir. Biyopsinin incelenmesi sonucu da akciğer kanserinin tanısı konulur. Eğer rahatsızlık başka organlara da sıçramışsa, o organlardan da parça alınarak tanıya gidilebilir. Tanı konulduktan sonra sıra, akciğer kanseri evrelerine gelir.

Akciğer kanseri kanser tarama programları içinde değerlendirilemeyen bir tür olduğu için erken dönemde doğrusu akciğer içerisinden lenflere veya başka organlara yayılmadan önce nadir olarak başlangıç evresinde tespit edilebilir. Erken dönemde hastalığın yakalanma ihtimali % 15 civarındadır. Lenf düğümlerine sıçramamış vakalarda 5 senelik sağ beka payı %50’dir. Ancak çoğu zaman bu hasta gruplarında kanser teşhisi konulduğunda rahatsızlık akciğer dışında yakın organlara da yayılmış durumda olduğundan bu nispet % 15’in dibine inmektedir. Akciğer kanserinde erken tanı, rutin meydana getirilen testlerde ya da bir başka sıhhat problemi için yapılan tetkiklerde ortaya çıkmaktadır.

Akciğer kanserinde görüntüleme yöntemleri

Akciğer grafisi: Hastaların detaylı öyküsü ve fizik muayenesinin arkasından tanı için ilk adım olarak iki yönlü akciğer grafisi çekilir. Bazı vakalarda bu görüntüleme yöntemi ile tümör nedeniyle akciğerlerde olup biten harabiyet bu film ile tespit edilebilir. Ancak akciğer grafisi her zaman net bir yanıt vermediği için filmimizde görülecek herhangi küçük bir değişim akciğer tomografisi ile saptanmalıdır.

Bilgisayarlı tomografi (BT): Tümörün boyutları, şekli ve bulunduğu yer hakkında malumat vermektedir. Yayılmış akciğer kanseri sebebiyle büyümüş olan lenf düğümlerini gösterir. Erken aşama akciğer kanserinin tanısı ile karaciğer, böbrek üzeri bezleri, beyin ve akciğer kanserinin yayılabileceği diğer iç organlarının da durumunu gösterir.

Manyetik Rezonans görüntüleme (MRI): Manyetik ve radyo dalgaları ile beraber bilgisayar aracığı ile akciğeri kesitlere ayırarak görüntülenmesini sağlar. MRI incelemesinde x ışınları kullanılmadığı için ışınım tehlikesi de bulunmamaktadır.

Pozitron Emisyon Tomografi (PET): İşlem, kanserli dokularda toplanan şeker molekülüne bağlanmış düşük doz radyoaktif bir madde kullanılarak yapılır. Kanser tanısından çok kanser tanısı almış olan hastalarda tümörün yayılım gösterip göstermediğinin belirlenmesinde, akciğer kanserinin evrelenerek tedavisinin planlanmasında uygulanmaktadır.

Kemik Sintigrafisi: Damar yolu ile hastaya verilen radyoaktif madde yardımıyla kanser hücrelerinin kemiklere herhangi bir yayıyım gösterip göstermediği belirlenir. Özellikle küçük hücreli akciğer kanserinde rutin olarak küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde de kemik metastazı şüphesi bulunan durumlarda uygulanan bir yöntemdir.  

Akciğer kanserinde biyopsi şekilleri

Akciğer kanseri bölgesel olarak akciğerlerde ilerleyebilir yada lenf bezleri, kemik ve beyin dahil vücudun başka diğer bölgelerine yayılma (metastaz) göstermiş olabilir. Bu sebeple, akciğer kanseri ve çeşidini belirlemek için akciğerden doku örneği alınır. Biyopsi ile alınan doku örneği mikroskop altında incelenir. Akciğerde görülen ve kanser olduğuna inanılan dokudan biyopsi almak tümörün yayılmasına ve hastalığın kötüleşmesine niçin olmaz.

Bu doku parçasını almak için kullanılan yöntemler şunlardır:

    • Akciğer Kanserinde Bronkoskopi: Bronşlara ve soluk borusuna ağızdan sokulan ince ışıklı bir tüp kanalıyla hava yolları incelenir ve minik doku örnekleri alınır.

    • Akciğer Kanserinde İğne Aspirasyonu Uygulaması: Akciğerdeki kitleye yönelik göğüs duvarından iğne ile girilerek kanserli dokudan misal alınır. Bu misal mikroskop altında incelenir.

    • Akciğer Kanserinde Torasentez Uygulaması: Kanser hücrelerini saptamak için akciğerleri çevreleyen sıvıdan iğneyle misal alınır.

    • Akciğer Kanserinde Torakotomi Uygulaması: Akciğer kanseri tanısı konması için kullanılan bu metot cerrahi bir müdahale ile göğüs kafesinin açılmasıdır. Diğer bütün yöntemler uygun değil ise veya tüm yöntemler ile başarı elde edilemez ise uygulanır.

    • Akciğer Kanserinde Balgam Sitolojisi Uygulaması: Akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan materyalin mikroskopta incelenmesi yöntemidir. Kanser hücrelerinin belirlenmesi için hastadan alınan balgam örneği mikroskop altında incelenir.

Yapılan tetkikler sonucu hastada akciğer kanseri teşhisi konulduğunda, kanserin evresini ve yayılma durumunu belirlemek ve en iyi tedavi yöntemini tespit edebilmek için hastadan alınan örnekler, bir dizi teste daha tabi tutulur. Kanserin evresine ve bu testlerin sonuçlarına gore akciğer kanserinin tedavi şekli kişiye hususi hale getirilir.

Akciğer kanseri evreleri

Akciğer kanseri evreleri 4’e ayrılır. Eğer kanser akciğer içindeyse evre 1, en yakın lenf bezlerine yayılmışsa aşama 2, her iki akciğer arasındaki boşluğa ve akciğer zarına yayılmışsa safha 3 ve kemik, karaciğer, böbrek üstü bezleri benzer biçimde organlara yayıldıysa da aşama 4 olarak tanımlanır. Akciğer kanseri evrelerinintedavi planları da birbirinden farkına varır. Akciğer kanseri 1. Evrede tespit edildiyse tedavide başarı payı daha yüksektir.  Akciğer dokusundaki tümörlü hücreler ameliyatla temizlenir ve doktorun sonucuna göre koruyucu tedavi planlanır. Hastalık ileri evredeyse; kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinde, hücre tipine nazaran hangi ilaçların kullanılacağı ve ne kadar zaman devam edileceği de tabip tarafınca belirlenir.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde evreleme

Akciğer kanserinin tedavi yönteminin belirlenmesi için kanserin evresinin tespit edilmesi gerekir. Tümöre ve yayılım durumuna bakılırsa safha belirlenir.

    • Evre 1: Kanser, 5 cm veya daha küçük boyutta olup lenf düğümlerine yayılmamıştır.

    • Evre 2: Kanser, lenf bezlerine yayılmamış ancak 5 cm’den büyük veya göğüs kafesine veya diyaframa (göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran zar yapı) yakındır. Kanser, 7 santimetre yada daha küçük, lenf düğümlerine yada bronşların yakınlarına yayılmışsa da ikinci safha olarak kabul edilir.

    • Evre 3A: Kanser, akciğerlerin arasındaki lenf düğümlerine yayılmış veya soluk borusunun ikiye ayrılan kısmına yakındır. Bu yayılma fazlaca sık görülmektedir. Bunun yanında, akciğerlerdeki lenf düğümleri yada bronşlara yakın yahut lenf düğümlerine yayılmadan kalp, nefes borusu, diğer akciğer lobu şeklinde organlara yayılmış olduğu da gözlemlenmiştir.

    • Evre 3B: Kanserin, göğsün diğer tarafındaki lenf düğümlerinde veya köprücük kemiğinin üstünde yada daha geniş (kalp, soluk borusu gibi) ve göğsün ortasındaki lenf düğümlerinde veya soluk borusunun ikiye ayrıldığı bölgeye yakın görülmektedir.

    • Evre 4: Kanser, her iki akciğerde, akciğeri ve kalbi çevreleyen sıvıda yada karaciğer, beyin, kemik şeklinde vücudun öteki bölümlerine sıçradığı görülmektedir.

Tedavinin seçimi hastalığın yaygınlığı ile ilgilidir. 1. Ve 2. Evrede cerrahi müdahale en yaygın tedavi şeklidir. 3. Evrede ise tedavi tarzı  3A ve 3B evresine göre değişir. 3A evresi son aşama kapsamlı değerlendirilmesi ihtiyaç duyulan bir evredir. Bu evrede PET-BT kararı göz önüne alınarak mediastinoskopi yada bronkoskopi ile göğüs boşluğunda yer alan lenf bezlerinde örnekleme yapılır. Bu örnekleme sonucuna gore tedavi mevzusunda karar verilir. 3B evresinde olan hastalara radyoterapi tek başına veya kemoterapi ile eş zamanlı olarak önerilebilir. 4. Evrede ise radyoterapi yada kemoterapi de hastalığın süresini yavaşlatma ve semptomları test etmede kullanılabilir. Son yıllarda yaşanmış olan en mühim büyüme, müsait hastalarda akıllı moleküllerin (hedefe yönelik ilaçlar) kullanımıdır. Bu ilaçların kullanımının uygunluğu hastanın tümörüne yönelik detaylı patolojik araştırma ile kararlaştırılır. Günümüzde, ileri safha küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde bireye özgü tedavi denilen yöntemlerin her hasta için uygun olup olmayacağının kontrol edilmesi ve hasta için bu şansın gerektiğinde kullanılması son derece önemlidir.

Küçük hücreli akciğer kanserinde evreleme

Küçük hücreli akciğer kanserinde kesin tedavinin belirlenmesi için hastalığın evresi tespit edilir. Bu evreleme; akciğere sınırı olan ve akciğer dışına da taşmış yaygın rahatsızlık olmak üzere iki başlık altında değerlendirilir. Sınırlı ve yaygın minik hücreli akciğer kanserlerinin tedavi yöntemleri farklıdır. Hastalığın evresi belli birtakım testler sonucu belirlenerek tedavi yönteminde karar kılınır. Eğer kanser akciğerin tek yanında görülmüşse, sınırı olan evre, her iki akciğerde gözükmüşse veya diğer organlara yayılmış ise ileri (yaygın) safha tanısı konulur. Hastalığın tekrarlaması mümkündür. Kemoterapi içeren tedavi de akciğerdeki tümörler yada vücudun öteki bölümlerindeki tümörler hedeflenerek uygulama yapılır. Bazı hastalara beyine yönelik radyoterapi orada kanser olmasa da koruyucu amaçla uygulanabilir. Bu tedaviye koruyucu “beyin ışınlaması” denir. Bu, beyinde gözle görülemeyen hücreleri yok etmek ve tümör oluşmasını engellemek için verilir. Cerrahi tedavi minik hücreli akciğer kanserinde tercih edilen bir yöntem değildir.

AKCİĞER KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Akciğer kanseri tedavisi öteki bütün kanserlerde olduğu gibi hastalığın genel esenlik durumu, hastalığın evresi ve kanserin tipi gibi pek oldukça faktöre bağlı olarak değişir. Birçok evrede farklı tedavi kombinasyonları ve kişiye özel tedaviler uygulanır. Bu nedenle akciğer kanseri tedavisinde tam donanımlı bir hastane ve uzman tabip tarzı fazlaca önemlidir.

Akciğer kanseri ameliyatı daha sonra gözle görülmese de geride kalmış olması olası olan az sayıda kanser hücresi Adjuvan tedavi yöntemi ile yok edilir. Bu tedavi yöntemi de hastanın tanı tutanağına, yaşına ve genel sağlık durumuna bakılırsa planlanır.  Akciğer kanseri ameliyatı sonrası hastalar adjuvan tedavi olarak sadece kemoterapi veya sadece radyoterapi ya da hem kemoterapi hem radyoterapi tedavisi alabilir. Kimi zaman ise erken aşama hastalarında ameliyat sonrası adjuvan tedavi gerekmeyebilir.

Akciğer kanseri tedavi yöntemleri

Akciğer kanserinde cerrahi

Akciğer kanseri ameliyatı akciğer kanseri tedavi şekillerinden biridir. Cerrahi müdahalenin tipi, kanserin akciğerdeki yerleşimine bağlıdır. Akciğerdeki küçük bir parçayı almak için yapılan bir operasyondur. Eğer cerrahi olarak bütün lob alınırsa (lobektomi), sağ yada sol akciğerin biri alınırsa (pnomonektomi) olarak adlandırılır. Bazı tümörler yerleşimi, büyüklüğü ve hastanın genel sıhhat durumu nedeniyle ameliyat edilemez.

Akciğer kanserinde kemoterapi

Akciğer kanserinde kemoterapi tedavisi kanser hücrelerinin ilaçla yok edilmesidir. Kemoterapi genellikle 2 ilaçtan oluşur. Kemoterapi sadece bu mevzuda hususi tahsil almış hemşireler tarafınca verilebilir. Kemoterapinin verilme sayısı ‘’kür’’ gibi ifade edilir ve genellikle 21-28 günde bir tekrarlanır. Akciğer kanserinde kemoterapi genellikle damardan sıvı şeklinde yada ağızdan hap olarak tam donanımlı ayakta tedavi merkezlerinde uygulanır. Bazı durumlarda, hastanın durumundaki olumsuzluk veya verilen ilaçların niteliğine bakılırsa kemoterapi yatarak da verilir. Her kemoterapi kürü sonrası hastalar, tıbbi onkoloji polikliniğinde kontrol edilir. Bu kontrollerde hastalar muayene edilir, şikayetleri dinlenir, ilaçların yan tesirleri sorgulanır ve vücuttaki öteki organlara bir zarar verip vermediğini araştırmak için bazı kan tetkikleri istenir. Her kür öncesi kan sayımının yapılması ve bu sayımın kemoterapiyi veren yetkili hemşirelere gösterilmesi icap eder.

Bir hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağını, eğer alacaksa kaç kür alacağını patoloji raporundaki tümöre ait özellikler belirler. Ancak, bu kararların verilmesinde hastanın yaşı ve genel durumu da önemli rol oynar. Bir gün arasında 12 saatten fazla zamanını yatarak geçirecek kadar genel durumu kötü olan hastalara kemoterapi verilmesi, yan etkilere tahammül edemeyeceklerinden uygun değildir. Kemoterapi yapılması planlanan hastalar, ameliyat olmuşlarsa, ameliyattan sonraki 3 hafta içinde kemoterapinin başlanması tercih edilir. İlk kemoterapi alan hastalar kemoterapiden ortalama yedi gün kadar sonrasında tıbbi onkoloji polikliniğinde kan ve genel vaziyet kontrolünden geçmelidir. Bu kontrolde hastaların genel durumları, tedaviyi tolere ediş biçimleri ve kan tahlilleri incelenir, varsa şikayetleri dinlenir. Sonraki kür uygulamalarında da, her tedavi öncesi hastanın kan kontrolleri ve genel durumları incelenir. Kemoterapinin yan tesirleri değerlendirilerek gerekirse ilacın dozunda yine ayarlama yapılır.

Akıllı ilaçlar ve zeki molekül tedavisi

Son yıllarda küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinin, yassı hücreli olmayanlarına yönelik meydana getirilen kapsamlı patolojik inceleme daha sonra, uygun hastalara verilen ağızdan hap şeklinde ilaçlar ile meydana getirilen tedavi şeklidir. Küçük hücreli ve yassı hücreli akciğer kanserlerine yönelik akıllı hap tedavisi uygun değildir. Tüm dünyada tedavi kılavuzlarında ileri evre hastalarda şayet patoloji raporları müsait ise, minik ve yassı hücreli olmayan akciğer kanserlerinin ilk basamak tedavisi olarak zeki tedaviler kullanılır. Bu hastalarda meydana getirilen ileri patolojik incelemeler EGFR mutasyon testi ve ALK füzyon testi olarak adlandırılır. Bu testlerin sigara içmeyen bireylerde müspet (pozitif yönde) saptanma oranları daha yüksektir. Ancak sigara içen bireylerde bile her iki testten birinin pozitif yönde çıkma oranı yaklaşık %20 civarındadır. Bu da her beş hastadan birinin bu tedavilerden yarar görme ihtimalidir ki asla göz ardı edilmemesi gerekir.

Akciğer kanserinde radyoterapi

Radyoterapi kısaca ışın tedavileri, kanser hücresini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanılmasıdır. Sınırlı bir alana uygulanır ve bu alandaki kanser hücrelerini etkisinde bırakır. Radyoterapi bir tümörü küçültmeye yönelik olarak cerrahiden ilkin yada kanser hücresini yok etmek için meydana getirilen bir müdahaleden sonra uygulanabilir. Doktorlar radyoterapiyi çoğu zaman kemoterapi ile beraber cerrahi yapılamayan kanseri bölgesel olarak ilerlemiş ancak uzak bölgeye yayılmamış (metastaz) hastalarda birinci alternatif olarak kullanır. İlerlemiş evrede olan hastalarda ise radyoterapi soluk darlığı veya ağrı şeklinde belirtilerin giderilmesi için de kullanılabilir.

Akciğer kanserinde aşı tedavisi

Akciğer kanserinin tedavisinde özellikle son yıllarda  ciddi gelişmelerden söz edilebiliyor. Daha çok dördüncü aşama akciğer kanseri hastalarını ilgilendiren bu gelişmelerin en önemlilerinden biri immünoterapi, bir diğer adıyla akciğer kanser aşısı.  İmmünoterapi hastanın, kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücrelerine cenk açmasını anlamına geliyor. Bu nedenle de diğer kemoterapi ilaçlarına gore yan tesirleri daha azca. Birkaç yıl öncesine kadar dördüncü aşama akciğer kanserli hastalar için öteki kemoterapi ilaçları deneniyor ve başarıya ulaşmış sonuçlar alınamadığında ise akciğer kanseri aşısı kullanılıyordu. Günümüzde, ABD’da ve Avrupa’da dördüncü safha akciğer kanseri hastaları, ilk andan itibaren bu kanser aşısı ile tedavi edilebiliyor.

Akciğer kanseri aşısını kullanabilmek için ilk önce hastadan bazı tetkikler istenmektedir. Akciğer kanserinin tipine gore bu aşıya aday olup olmadığı saptanır. Eğer aşıya adaysa, tanı konulduğu ilk andan itibaren akciğer kanseri aşısı tedavisine başlanabilir. Aşının, bulantı ve kusma şeklinde tipik yan tesirleri olmasa da bağırsaklarda ve tiroit bezinde geçici olarak inflamasyona yol açabilme özellikleri bulunmaktadır. 

Akciğer kanseri aşısı şu anda yalnızca dördüncü safha hasta gruplarında kullandığı için yaşam süresini etkileyen özelliği bulunmaktadır. Evre 4 ‘te tüm tedaviler hastanın yaşam süresini uzatmaya yönelik olarak uygulanmaktadır.

Akciğer kanserinden korunmanın yolları nedir?

Akciğer kanseri oluşumu tek bir sebebe bağlanamaz. Yapılan araştırmalar sonucu akciğer kanserinin birçok sebebi bulunmuştur. Çeşitli faktörler akciğer kanseri oluşumunda rol oynayabilir. Bunların büyük bir bölümü tütün kullanımıyla ilişkilidir. Akciğer kanseri bulaşıcı değildir. Bazı insanların akciğer kanseri olma riski ötekilerden daha fazla olabilir. Aşağıdaki durumlarda kanser riski artmaktadır.

Sigara ve akciğer kanseri; Sigara içmek akciğer kanserine neden olur. Tütündeki zararı olan maddeler (karsinojen) akciğerdeki hücrelere zarar verir. Zamanla bu etkisinde bırakır, hücrelerde kansere neden olabilir. Bir sigara içicisinin akciğer kanseri olması; hangi yaşta sigara içmeye başladığı, ne kadar süredir sigara içtiği, günde içtiği sigara sayısı, sigarayı ne kadar derin içine çektiğiyle alakalıdır. Sigara içmeyi bırakmak bir bireyin akciğer kanseri olma riskini büyük ölçüde düşürür.

Puro, pipo ve akciğer kanseri; Puro ve pipo kullananlar, bunları kullanmayanlara göre daha çok akciğer kanseri olma riski taşır. Kişinin kaç yıldır puro yada pipo içtiği, günde kaç tane içtiği ve ne kadar derin içine çekmiş olduğu, kanser olma riskini etkileyen faktörlerdir. İçlerine çekmeseler de puro ve pipo içicileri akciğer ve ağız kanserinin öteki tipleri için de risk altındadır. Pasif içicilerin (tütün dumanına maruz kalanlar) akciğer kanseri olma riski edilgen içicilik durumunda da artmaktadır.

Asbest ve akciğer kanseri; Yalıtım malzemesi olarak bazı endüstrilerde kullanılan ve organik olarak fiber halinde bulunan bir mineral grubudur. Asbest fiberleri parçacıklara ayrılmaya meyillidir ve havada dolaşıp kıyafetlere yapışır. Bu parçacıklar solunduğu zaman akciğerlere yerleşir. Orada akciğer hücrelerini zarara uğratır ve böylece kanser büyüme riskini artırır. Çalışmalar asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin, maruz kalmayanlara gore 3–4 kat daha fazla bulunduğunu göstermiştir. Bu artış, gemi inşası, asbest madenleri, izolasyon işi ve fren tamiri gibi endüstrilerde çalışanlarda daha fazladır. Akciğer kanseri olma riski, asbest işçileri sigara içiyorlarsa daha fazladır. Asbest işçileri işverenleri tarafınca temin edilen koruyucu malzemeleri kullanmak ve tavsiye edilen iş ve güvenlik uyarılarını izlemek zorundadır.

Hava kirliliği ve akciğer kanseri; Akciğer kanseri ile hava kirliliğine maruz kalmak içinde bir ilişki bulunmuştur. Ama bu ilişki açıkça tarif edilememiştir ve daha çok inceleme yapılması gerekmektedir.

Akciğer hastalıkları; Verem gibi bazı akciğer rahatsızlıkları, ferdin kanser olma riskini artırır.  Akciğer kanserinin veremden etkilenen bölgelerde daha fazla büyüme eğilimi vardır.

Hastanın hikâyesi; Bir kere akciğer kanseri olan bireyin tekrar ikinci akciğer kanseri olma riski, hiç kanser olmamış kişiye oranla daha fazladır. Akciğer kanseri tanısı konduktan sonrasında sigara içmeyi bırakmak, ikinci bir akciğer kanserinin gelişmesini önleyebilir.

AKCİĞER KANSERİ İLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR 

Akciğer kanserinin hanım ve adam cinsiyette görülme oranları nedir?  

Akciğer kanseri, sigara kullanımına bağlı olarak daha çok erkeklerde görülen bir kanser türüdür. Çünkü erkeklerde sigara içme oranı bayanlardan daha fazladır. Yaş faktörü de akciğer kanseri nedenlerinden biri olarak kabul edilebilir.  Akciğer kanseri sıklıkla 55 yaş ve üzerinde görülmektedir. Fakat bu; sigaraya başlama yaşına, sigara kullanma sıklığına, muhtelif kanser yapıcı maddelere maruz kalma durumuna nazaran değişmektedir. Akciğer kanseri 45 yaş altında nadiren ortaya çıkarken, genellikle 50-70 yaşında daha çok tanı konulmaktadır. Hayati tehlikesi yüksek kanser türleri içinde sayılan akciğer kanseri, son dönemlerde ortaya çıkan yeni tedavi yöntemleri ve erken teşhis olanakları sayesinde iyileşme oranı her geçen gün artan bir hastalıktır. Yaklaşık olarak dünyada her sene 1,3 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her sene 30-40 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Bir yılda, devletimizde sigaradan kaynaklı akciğer kanseri olan hastaların sayısı net olarak bilinmese de akciğer kanseri vakalarının %80-90’lık bir kısmının sigara kaynaklı olduğu söylenebilir. Akciğer kanserinde erken tanı oldukça önemlidir. Çünkü akciğer kanseri sıklıkla kemik, karaciğer, beyin ve böbrek üstü bezlerine hızla yayılım gösterebilme özelliğine haizdir. 

Akciğer kanseri hem yaşamsal tehlikesi en yüksek bununla beraber önlenmesi en kolay kanserlerden biridir. Dünyada en fazlaca 50-70 yaşları arasında görülen akciğer kanserinde risk 35 yaşından sonra artar. Kadınlarda erkeklere bakılırsa kanserin seyri çok daha hızlıdır. 25 yıl ilkin akciğer kanseri her 11 adama mukabil 1 kadında görülürken, günümüzde nerede ise her 2 erkeğe karşı 1 kadında akciğer kanseri saptanmaktadır ve bunun en büyük nedeni artık bayanların da oldukça sigara içiyor olmasıdır.

Kansere niçin olabilen etkenlerden korunmak olası mü?

Akciğer kanserinin en mühim nedeni olan sigarayı bırakmak ya da sigarda içilmiyorsa hiç başlamamak, kanserden korunmanın en mühim yoludur. Sigara karşıtı kampanyalar yardımıyla sigara bağımlılığında azalma görülmüş ve buna bağlı akciğer kanseri olaylarında ciddi bir azalma sağlanmıştır. Akciğer kanserinin diğer sebepleri içinde gösterilen Radon gazının, yaşanılan yerde bulunup bulunmadığının ölçülebilir bir metodu yoktur. Aspest maddesinden de korunmak çok olası değildir.

    • Küba’daki akciğer kanseri aşısı ile Amerika’daki aşı ile aynı özelliklere mi sahip?

İki aşı da birbirinden farkına varır.  Küba’daki akciğer kanseri aşısı da immünoterapidir. Ancak Küba’daki aşı ile ilgili tek ilmi çalışma bulunmamakta ve sadece 200 hasta üstünde denendiği tanınmaktadır. ABD’da ve Avrupa’da onaylanan aşıların yararının daha çok olduğu söylenebilir. Küba’daki aşı ömür süresini 2 ay uzatırken, ABD’daki ve Avrupa’daki onaylı aşı ömür süresini 6 ay uzatabiliyor.

    • Akciğer kanseri aşısının 1.Evrede uygulanması mümkün olabilir mi?

Akciğer kanseri aşısının 4, 3, 2 ve 1’inci evrede uygulanabilmesi için bilimsel emekler devam ediyor. Ancak aşının yan etkilerinin oldukça fazla olması nedeniyle 1. Evrede kullanılabilmesi oldukca daha zor görünüyor. Özellikle üçünü safha akciğer kanseri hastalarını aşı ile tedavi etmek olası olabilecek benzer biçimde görünüyor.